MAKROEKONOMİK DİNAMİKLERİN İNSANİ KALKINMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: TÜRKİYE İÇİN KANTİL TABANLI BİR ANALİZ
Özet
Bu çalışma, Türkiye’de insani kalkınmanın makroekonomik belirleyicilerini 1990–2023 dönemi için incelemeyi amaçlamaktadır. Kalkınma literatüründe uzun süre hâkim olan gelir merkezli yaklaşımın yetersizlikleri, insani kalkınma kavramının önemini artırmış; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından geliştirilen İnsani Kalkınma Endeksi (İKE), kalkınmayı sağlık, eğitim ve gelir boyutlarıyla çok yönlü biçimde ele alan temel bir gösterge hâline gelmiştir. Türkiye, söz konusu dönemde İKE değerinde kayda değer bir artış sergileyerek “yüksek insani gelişme” kategorisine yükselmiş olsa da bu ilerlemenin makroekonomik dinamiklerle nasıl etkileşim içinde olduğu sorusu önemini korumaktadır. Bu doğrultuda çalışmada, İKE ile enflasyon oranı, reel gayrisafi yurtiçi hasıla, işsizlik, istihdam, tüketim harcamaları ve yatırım harcamaları arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Ekonometrik yöntem olarak, değişkenler arasındaki doğrusal olmayan, asimetrik ve zaman gecikmeli ilişkileri ortaya koyma kapasitesine sahip olan çapraz kantilogram yöntemi benimsenmiştir. Analiz öncesinde serilerin durağanlığı, yapısal kırılmaları dikkate alan Lee ve Strazicich (2003) birim kök testiyle sınanmış ve tüm serilerin fark seviyesinde durağan olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, insani kalkınma ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin kantil düzeyine ve zamansal gecikmelere duyarlı olduğunu göstermektedir. Özellikle yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik rejimlerinde İKE üzerinde gecikmeli ve negatif etkiler tespit edilirken, reel GSYİH, yatırım ve tüketim harcamalarının orta ve yüksek kantil düzeylerinde insani kalkınmayı desteklediği görülmüştür. İstihdam artışlarının ise kısa vadede olumlu etkiler yarattığı, ancak uzun vadede bu etkinin zayıfladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, insani kalkınmanın yalnızca ortalama makroekonomik göstergelerle açıklanamayacağını; farklı kalkınma rejimlerinde değişkenlerin etkilerinin asimetrik biçimde ortaya çıktığını göstermektedir. Bu bulgular, insani kalkınmayı güçlendirmeye yönelik politikaların esnek, hedefli ve rejime duyarlı biçimde tasarlanması gerektiğine işaret etmektedir.